20.05.2007

KAN REVAN


Barış türkülerine vurulan kelepçelerde, kan vardı.
Kurtuluşu haykıran, kırık kafa taslarıyla yoğruluyordu yaşam kan revan.
Sen esiyordun, ve gül bahçeleri arasına döşenmiş mayınlara basıyordun çıplak ayak.
Sen biliyordun; güneşin batışını engellemessen eğer, yok olacaktık bizler teker teker.
Sen yoksulluğu, nefretinle yok ediyordun.
Ve; geldiğin sokaklara veriyordun çığlıklarını.
Sokaklar söz veriyorlardı;
bitireceklerdi suskunluklarını.
Alışmamıştı hayellerin susuzluğa.
Nasırlı gözlerinde ki toprak;
suya hasret toprak kadar uzak...
Oysa sen, hayellerinde türkü söylemeyi düşlemedin;
kızılderede açan bir nilüfer olmayı istedin hep,
birde sevdiğinle doyasıya sevişmeyi.
Demir parmaklıklara doğru yürüyordun.
Tel örgüler, özgürlüğün ıslığını çalıyordu.
Uyandığımda, kan ve ter içinde değildim,
yatağım acı kadar soğuktu.
Utanç kokuyordu bedenim;
ve odamın içerisinde kimliği belirsiz duygular dolaşıyordu.
BEN SENDEN DAHA ÇOKMU SEVİYORDUM YAŞAMI;
YOKSA BENİM SENDEN DAHA AZMI İHTİYACIM VARDI ÖZGÜRLÜĞE...

Hiç yorum yok:

Katkıda bulunanlar