
fikir ve sanat alanında varlık gösteren kadınların hayat hikayeleri her zaman dikkatimi çekmiştir.kadınların bu erkek dünyasında nasıl bir varoluş süreci yaşadıkları konusunda bilgi sahibi olmak bir kadın olarak bana yaşamda belirli noktalarda kılavuzluk eder.onların hayatlarında karşılaştıkları zorlukları aşma mücadelesinin yöntemi eğer içselleştirilebilinirse erkekler dünyasında nasıl yaşayabileceğimizi( ya da bu dünyayı nasıl değiştirebileceğimizi)kıyısından köşesinden nasıl hayatın içinde kalabileceğimizi anlatan önemli enektotlar içerir.hayatımıza yön veren bu kadınları anlamaya çalışırken biraz da olsa tek başınalığımızdan kurtulur,içinde bulunduğumuz süreci daha iyi anlamanın yönteminide öğrenmiş oluruz.
kısa bir zaman önce yaşamdan kaçmak istiyordum hatta kendimden kurtulmanın yollarını hastalık derecesinde arıyordum. kadın olarak kendimi nasıl tarif edebileceğimi, yılmışlıktan ne yaparak kurtulabileceğimi ,yeteneklerimi geliştirmem konusunda bende neyin eksik olduğunu anlamamı sağlayacak bir kılavuz, hasta yüreğime iyi gelecekti.aslında bu çırpınışımın nedeni hayata tutunmak ve bu dünyada bende varım diyebilmekti.varım diyebilmek içinde yeniden varolmam ve üretmem gerekiyordu.
düşünce yoğunluğum uzun zamandır kitap okumama engel olmuştu.sürekli bir sorgulama içindeydim. yaşamdaki varoluş serüvenimin evlenip çoluk çocuğa karışmak ,iyi bir eş iyi bir ev kadını olmak dışında başka amaçlarıda olmalıydı.yaşamda ben nereye aittim.gerçekleştirdiğim hayallerimin(bu hayaller başka güçler tarafından verilen, sınırlandırılmış hayallerdir.asla benliğimizi özgür bırakarak hayal kurmamıza izin verilmez.bunu yaptığımız an önceden öğrenilmiş ketlemeler devreye girer. bizde hayallerden utanır ve onlardan kurtulmanın yollarını ararız.en kısa zamanda onları ait oldukları yere bilincimizin karanlık dehlizlerine göndeririz) içindeki küçük mütevazi bir yaşam, kadın olmanın ötesinde insan olan bana yetmiyordu. cevabını bulduğum ama yaşama geçirebilmek için herşeyi silbaştan yaratmanın gerekliliği bana bu koşullar altında ne yapabilirimi sürekli sorgulatıyordu .beynimin yorulduğunu, tükenmekte olduğu farketmek çok sürmedi. daralmıştım.kadınca yaşamak neydi benim için. arayış içersindeydim .Virginia Woolfla tam bu noktada tanıştım.kitaplığımın tozlu raflarına gidiyor bana çıkışı gösterecek en azından bir işaret verecek bir kitap istiyordum.ama kitaplığımdaki bir çok kitabı daha önceden okumuştum.okumadıklarıma elim bir türlü gitmiyordu. bunların yinelendiği gün, kalın kitapların arasına sıkışmış bir kitap dikkatimi çekti.elim ne olduğunu merak ettiği bu ince kitaba uzandı ve aldı.kitabın derin bir uykuya daldığını, aldığım tarihi görünce anladım.kitabı 1998 yılında satın almıştım yani tam dokuz yıl önce.aldığım gibi rafa yerleştirmiş unutmuştum.KENDİNE AİT BİR ODA yazarı Virginia Woolf'du.kitap kadınların kurmaca yazındaki yerini anlatıyordu. konusu kadın ve edebiyat olan bu kitap, kadına oturma odalarının dışında bir hayat olduğunu söylüyor,kendilerine ait bir oda kendilerine ait bir dünya yaratmalarını öneriyordu.erkeklerin ne düşüneceğine nasıl eleştireceğine bakmadan yazın diyordu.V.Wollf'un kitabındaki söylemlerinden bu güne çok şey değişmişti.kadınlar yavaş da olsa sosyal hayatın içindeki yerini almaya başlamış, yada hala yerini arıyordu.ama yine de edindikleri yer dünyadaki bu kaosu değiştirebilecek buna dur diyebilecek güçde değildi.ama bir adım atılmıştı.erkekler dünyasının bütün dayatmalarına rağmen vakur adımlarla ilerleniyordu.bense hala V.Wolfun o gün kaleme aldığı dönemin kadınıydım. kendimi değiştirip dönüştürememenin acısını içinde barındıran, toplumsal kültürel baskıları üzerinde hisseden ve buna uygun hareket edendim.benim hayatım o dönemin kadınlarından farklı değildi.demek ki yüzyıl önce kaleme alınmış bir kitap hala alıcısını bulabiliyordu bu da bize kadınların önününde aşması gereken bir çok engelin olduğunu gösteriyor.bu kitap bu gün bana yazılmış gibi sımsıcak ve taptazey.düşünmemi ve düşüncelerimi yazıya dökmemi teşvik etti.kitabı okumanızı tavsiye ettiğimi söylememe sanırım gerek yok.en azında o döneme ait kadın yazarların yaşadıkları serüveni okumak bile size hoş vakit geçirtecektir.ve belki dahada ötesi, bende olduğu gibi sizi de başka bir konuda yüreklendirmeye neden olabilir.......belma Virginia Woolf hayatı okumak için tıkla
kısa bir zaman önce yaşamdan kaçmak istiyordum hatta kendimden kurtulmanın yollarını hastalık derecesinde arıyordum. kadın olarak kendimi nasıl tarif edebileceğimi, yılmışlıktan ne yaparak kurtulabileceğimi ,yeteneklerimi geliştirmem konusunda bende neyin eksik olduğunu anlamamı sağlayacak bir kılavuz, hasta yüreğime iyi gelecekti.aslında bu çırpınışımın nedeni hayata tutunmak ve bu dünyada bende varım diyebilmekti.varım diyebilmek içinde yeniden varolmam ve üretmem gerekiyordu.
düşünce yoğunluğum uzun zamandır kitap okumama engel olmuştu.sürekli bir sorgulama içindeydim. yaşamdaki varoluş serüvenimin evlenip çoluk çocuğa karışmak ,iyi bir eş iyi bir ev kadını olmak dışında başka amaçlarıda olmalıydı.yaşamda ben nereye aittim.gerçekleştirdiğim hayallerimin(bu hayaller başka güçler tarafından verilen, sınırlandırılmış hayallerdir.asla benliğimizi özgür bırakarak hayal kurmamıza izin verilmez.bunu yaptığımız an önceden öğrenilmiş ketlemeler devreye girer. bizde hayallerden utanır ve onlardan kurtulmanın yollarını ararız.en kısa zamanda onları ait oldukları yere bilincimizin karanlık dehlizlerine göndeririz) içindeki küçük mütevazi bir yaşam, kadın olmanın ötesinde insan olan bana yetmiyordu. cevabını bulduğum ama yaşama geçirebilmek için herşeyi silbaştan yaratmanın gerekliliği bana bu koşullar altında ne yapabilirimi sürekli sorgulatıyordu .beynimin yorulduğunu, tükenmekte olduğu farketmek çok sürmedi. daralmıştım.kadınca yaşamak neydi benim için. arayış içersindeydim .Virginia Woolfla tam bu noktada tanıştım.kitaplığımın tozlu raflarına gidiyor bana çıkışı gösterecek en azından bir işaret verecek bir kitap istiyordum.ama kitaplığımdaki bir çok kitabı daha önceden okumuştum.okumadıklarıma elim bir türlü gitmiyordu. bunların yinelendiği gün, kalın kitapların arasına sıkışmış bir kitap dikkatimi çekti.elim ne olduğunu merak ettiği bu ince kitaba uzandı ve aldı.kitabın derin bir uykuya daldığını, aldığım tarihi görünce anladım.kitabı 1998 yılında satın almıştım yani tam dokuz yıl önce.aldığım gibi rafa yerleştirmiş unutmuştum.KENDİNE AİT BİR ODA yazarı Virginia Woolf'du.kitap kadınların kurmaca yazındaki yerini anlatıyordu. konusu kadın ve edebiyat olan bu kitap, kadına oturma odalarının dışında bir hayat olduğunu söylüyor,kendilerine ait bir oda kendilerine ait bir dünya yaratmalarını öneriyordu.erkeklerin ne düşüneceğine nasıl eleştireceğine bakmadan yazın diyordu.V.Wollf'un kitabındaki söylemlerinden bu güne çok şey değişmişti.kadınlar yavaş da olsa sosyal hayatın içindeki yerini almaya başlamış, yada hala yerini arıyordu.ama yine de edindikleri yer dünyadaki bu kaosu değiştirebilecek buna dur diyebilecek güçde değildi.ama bir adım atılmıştı.erkekler dünyasının bütün dayatmalarına rağmen vakur adımlarla ilerleniyordu.bense hala V.Wolfun o gün kaleme aldığı dönemin kadınıydım. kendimi değiştirip dönüştürememenin acısını içinde barındıran, toplumsal kültürel baskıları üzerinde hisseden ve buna uygun hareket edendim.benim hayatım o dönemin kadınlarından farklı değildi.demek ki yüzyıl önce kaleme alınmış bir kitap hala alıcısını bulabiliyordu bu da bize kadınların önününde aşması gereken bir çok engelin olduğunu gösteriyor.bu kitap bu gün bana yazılmış gibi sımsıcak ve taptazey.düşünmemi ve düşüncelerimi yazıya dökmemi teşvik etti.kitabı okumanızı tavsiye ettiğimi söylememe sanırım gerek yok.en azında o döneme ait kadın yazarların yaşadıkları serüveni okumak bile size hoş vakit geçirtecektir.ve belki dahada ötesi, bende olduğu gibi sizi de başka bir konuda yüreklendirmeye neden olabilir.......belma Virginia Woolf hayatı okumak için tıkla
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder