her gece korkulara sarılıp yatmak ve her sabah ölmeye uyanmak, ne büyük ızdıraptır yaralanmış bir yüreğe.uyuyormudur uyanık mıdır insan yoksa ikisinin ortasındamıdır.beynindeki uğultuya alışmıştır da perdeden sızan güneşle bir türlü barışamamıştır.bedensel hareketlerinin gün geçtikçe azaldığını hisseder, her gün biraz daha yorgun hergün biraz daha suskundur hayatta. ağırlığını bile taşıyamaz olur üzerindeki yorganın .ne dünyanın suçu bu. ne de zamanın .bilincimizin bize oynadığı bu oyuna dahil olmayı hür irademizle kabul etmişizdir.- belki bir bardak su yetmez içimizin temizlenmesine ama denemeye değer diye dünyadaki en temiz suyu içmeyi isteyişimiz bundandır. dünyadaki her türlü deneyime değer verir, arınacağımızı düşünüp öyle içeriz suyumuzu.hafif bir tebessümle selamlarız bize hizmet eden bardağı.söyleyecek çok sözümüz vardır ama gücümüz yoktur.bizi yoranlara kızıp öfke kusarız.ama yoracaklarını bile bile onları hayatımıza alır baş köşemizde misafir ederiz.yediğimiz kazıklar zevk verir her seferinde rutine takarız bu durumu, vazgeçmeyiz, gelirler giderler, gideriz geliriz .
bir umut, ölen evebeyinlerimizden yardım isteriz. ölülerden meddet ummaya başladın mı sonun gelmiş demektir.yakında buluşursun onlarla.yaşama nedenleri olanların yaşaması doğaldır da,ölmek için nedeni olanların nedenleri kabul edilmez bu dünya da.ve öbür dünyada da yatacak yerleri olmaz onların.cenaze namazı bile kılınmaz intihar edenlerin. ölmek için bir çok nedeni olabilir insanın. yaşamla savaşacak mühimatı kalmamıştır.en iyisi teslim olmaktır ölüme. ama ölüm bir türlü vazgeçmek istememektedir bu savaştan, çünkü ölüm yorulmaz ,ölüm günde yirmi dört saat, yılda oniki ay, senede üçyüz altmış beşgün mesai yapar. bundan da şikayet etmez ,hiç durmadan çalışır, bir gün izin istemez, bir gün greve gitmez, bir gün tatil yapmaz ,bir gün işini ihmal etmez ,saat gibi çalışır saatin pili biter ölüm kendini sürekli jarz eder.ama insan oğlu öğlemidir dayanamaz dünyadaki bu tempoya.biraz da tembellik vardır fıtratında dayanamaz .şahit oldukça acıya, yaşadıkça direnç göstereceğine tüketir bedenini, birde haksız rekabet girdimi işin içine insanlıktan çıkar ,programlanmış bir robota döner ve bir gün virüs bulaşır yorgun beynine, direnmek istemez daha fazla hemen teslim olur olmayanııda vardır da biz zaten onlardan bahsetmiyoruz.bizim kahramanlarımız oğuz atayın tutunamayanlarındaki korkuyu beklerkende ki kahramanlardır.insanın duyguları bir tirbişon gibi dolambaçlıdır.bunu red eden insan kendi ahmaklığının kurbanı olur.insan yaşar ve yaşadıkça günaha girer. ve bazen insanlar günaha girmemek için bile ölmek isteyebilir.hür iradesidir onu bu sonuca vardıran.kahredici dramların yaşandığı ve bu dramlara diğer zamanlardan daha fazla tanık olabilme imkanına sahibizdir.insanlar dramlarını anlatmakta da zorlanmaz ve hatta gözümüzün içine içine sokarlar.teknoloji geliştikçe evimizin içinde tek başınalığımızdan sıkılma imkanımız bile yoktur.şiddet göz yaşı bir metre uzağımızdadır ve parmağımızın ucundadır.bu kahredici dramlar daha da soğutur bizi hayattan daha fazla yaşamaktansa daha fazla ölmeyi isteriz hem kendimizden hem diğerlerinden kaçmak için en iyi yol yok olmaktır.günahların en büyüğüdür intihar, ama biz günahlarımızdan kurtulmak için ölmek isterken daha büyük bir günahın pençesinde buluruz kendimizi. bu yaman çelişki yakamızı bırakmaz .kararını verdin mi dönüşüde yoktur. kendinden utanması başkalarından utanmasına benzemez insanın.bir de her istediğimizi zaten yapamayız dünyada, kollektif işlerde muhakkak birilerine çarparız ayakabağı olurlar, yol gösterici olurlar, sinir bozucu olurlar.olurlarda olurlar.ama ölmek isteyince kimseden yardım istemeyeceğimiz gibi kimseninde yardımına ihtiyacımız yoktur.tamamiyle tek başınayızdır. bu işi en salağımız bile halledebilir. doğmaktan daha kolaydır ölmek.
genç şairler romancılar oyun yazarları ressamlar ve büyük aşıklar gönüllü üyesidir intihar kulübünün.bu intihar kulübü onların ününe ün katar. ölümsüzlüğe götüren kısa ve emin bir yoldur intihar onlar için .ama sıradan bir insan için intihar,zaten yok sayıldığı bir dünyada yok olmaya giden yoldur.varlıkları ve yoklukları önemli olmayan insanlar daha kolay karar verirler daha kolay anlaşma sağlarlar ölümle.pazarlık yoktur indirim yoktur.belkide ilk ve son iradelerini kullanmışlardır yada kullanmak için ölmeyi seçmişlerdir. ilk ve son "bunu ben kendim istedim ve yaptım." "bir şey yaptım" ."ben yaptım". "kendim için yaptım".ve "mutluyum" çığlığıdır bu .nasıl anlamak istersen öyle anlarsın.yaşam "kurt- kuzu-ve otu birbirine yedirmeden kayıkta tek seferde karşıya geçirilebilme"sanatıdır.ve doğa her insana bu kabiliyeti vermemiştir.bu kabiliyette olanlara selam olsun........belma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder