
şehvete yaptığı yolculuklardan bir diğerine koşarken rastlamıştı ona.günah duraklarının arasındaki mesafelerde, arındığını hisettiği bir anda.ondan istediği gecenin sessizliğini bozacak bir ses ,güneşin kavurucu sıcağında korunabileceği bir ağaç gövdesi olmasıydı.azla yetinmesini bilenlerin mutlu olacağını söyledi ona büyükleri ama pratik, hayatın azla yetinmek isteyenlere cimriliğini öğretti.hayat azla yetinenlere göre bir yer değildi.
duvarda asılı çerçeveye sabitledi gözlerini.yaşamışlıklarının varoluşlarının bir belgesiydi bu fotoğraf.beraberliklerinin ilk günlerinde heyecan ve sevinçle girmişlerdi bu kareye .birbirlerini bu kadar kanatacaklarından habersiz gülümsüyorlardı.içindeki öfke o anı daha detaylı hatırlamasına izin vermedi .duvara o fotoğraf yerine kendini asmış olsaydı,bedeni çoktan kurtlanmış ve kokmuş olacaktı.oysa fotorafta çürüyen ve yok olan o anda hisettikleriydi.
odanın diğer tarafında duran valizlere yönelti bakışlarını valizlerin içindeki eşyaları suçlar gibi. eşyaların gidişiyle duyacağı eksikliği düşündü ve öyle bir somutlaştıkı içinin acısı, yüreğini söküp atmak istedi.kendini paramparça edip valize koymayı düşündü.kendini yalana boğdurmayı ,ihanete kestirmeyi ,sevgisizliğe yedirmeyi düşündü.kapının ansızın açılması onu varolduğu zamana geri getirdi. kendine bile kapattığı bu kapı şimdi onun tarafndan açılmıştı.
-üzgünüm dedi hayalden ibaret olduğunu var saydığı bu silik görüntü.
-hayalden ibaretsin sen!!!! benim yarattığım bir hayaletsin.kapat dünyamın kapısını ve kilitle üzerinden.anahtarını uzaya fırlat.kendini istediğin yere.
valizlerin doldurduğu yer şimdi uzayda bir boşluk oldu.kapatılan kapının sesi tüm hücrelerinin tepki vermesine neden oldu.o kadar şidetli ,o kadar öfkeli kapandı kapı.
-oysa ben diye başladı mırıldanmaya...oysa ben şimdi bile hazırım kanmaya kandırılmaya gitme son bir fırsat versek birbirimize.daha az acıtacağımıza söz versek ruhlarımızı ve yalan olduğunu bile bile kabul etsek.henüz liğime liğme olmadı etlerim daha koparılacak parçalanacak gizli kalmış,kuytularda biryerlerde,ulaşamadığın,ulaşmana izin vermediğim senden köşe bucak sakladığım hatta benim bile bilmediğim bir yerlerde hala insanlığım var.o insanlığımdan kalan son kırıntıları silip süpürmeden nereye nereeeeyeee....
düşüncelerinden beynine bir ağrı saplandı. binlerce iğne darbesine eşdeğer.yüreğine saplanan her iğne bir intihar eylemcisine dönüştü. beynin içinde çoğalıyor düşüncelerinde aktifleşiyor çoğalıp kalbine hücum ediyorlardı. yüreği yandı, yandıkça yüreği bombaların pimini birer birer çekti.
taşıyamadı başını cama dayadı sokağın başında tamda kaldırımın ortasında yıllardır farketmediği iğde ağacını gördü ve o ağacı yalnızlığına ortak etti......belma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder