
hangi yetişkin,bir çocuğun yediği şekerden aldığı lezzeti alabilir.hafızamdan tüm tatlar silindi. büyüdüm, büyürken ardımda sadece yılları değil yaşama dair güzel ne varsa bıraktım.hani bilsem çölde susuz kalmanın ne anlam ifade ettiğini çöllerde susuz kaldım diyeceğim.ama su var tadı yok.ellerimi kullanma kabiliyetimi yitirdim büyürken.şimdi onları çok anlamsız işlerde kullanıyorum. o kadar manasız ki ne kadar çok isterdim bir inşaat işçisi olmayı ve hayatın harcını karmayı.ya gözlerim, gözlerim çoğu zaman şaşı çoğu zaman kör.ama çoğu zaman şaşı.bir şeyi net görebilmeyi unutmuşum, çocukluğumda kalmış netliklerim bir karınca yuvasını bulmak için takip ettiğim o karıncaların ipek yolu en son gözlerimin tanık olduğu gerçeklik, yanılsamalara tutulmadan beynimin bana bıraktığı son hatıra. herşey bulanık, hayatıma netlik ayarı yapmak içimden gelmiyor, zaten buna ne zaman ne hayat izin veriyor.gerçeklerden ne kadar kaçarsak kaçalım bir yerde yakalıyor bizi.ama gerçekleri bulandırarak görmek,bir anlamda hayatın acı gerçeklerinden bizi uzaklaştırıyor ama daha büyük bunalımlara sürüklüyor. ya yaşamın güzeliklerini görmek istersek, bu da işin cilvesi tabi gerçeklerle yüzleşmemek uğruna feda edilen güzelikler.kaçımız ben kendime bu haksızlığı yapmıyorum diyebilir.kaçımız hayatın tadını çıkarıyorum, tanrının benim emrime verdiği tüm nimetlerden en maksimum düzeyde yararlanıyorum diye bilir.ben diyemiyorum.eğer şimdi yaşadığım yerde,çocukluğumda hata yaptığımda annemin beni bulmamasını ümit ederek saklandığım tahta kanepe olsa hiç durmam yine saklanırım. ama bu kez kaçtığım annem olmaz bu defa kaçtığım ben olurum. kendimden kaçmak bana en fazla zarar veren benden kaçmak ve uzaklaşmak için bir yolsa eğer o tahta kanepeye durmam saklanırım yine.ama biliyorum ki nereye gidersem gideyim nere kaçarsam kaçayım yine beraberim benimle.zihnimin bulanıklığı gözlerimin şaşılığından da beter olduğu zamanlarda,ben sonsuza yapacağım yolculuğu düşünmem, bilirim ki sonsuzluk ve hiçlik şimdiki zamandır benim için.arka arkaya yakılmış sigaraların etrafa yaydığı o pis duman.beni korku flimlerinde başına her an her şey gelecek olmasına rağmen, girilmemesi gereken o ruhlarla dolu eve sürükler.seyircilerinin hiç bir anlam veremediği bu cesaret,senaryonun gereği baş rol oyuncusuna verilmiştir bir kere.korkunun ecele faydası yoktur.ama pek çok şeye faydası olduğunu görürsün.dünyanın çivisinin çıkmış olması, korkunun faydalarındandır.burada faydanın yararlı olduğunu iddia etmeyiz.her fayda yararlı değildir ama her yarar faydalı olabilir.bu sizin dünyaya bakışınıza kişisel çıkarlarınıza ne kadar önem verdiğinizle ilgilidir.başka faydasıda vardır korkunun, çoğumuzun çekmecede sakladığı gururu, bir türlü saklandığı yerden çıkarmamıza izin vermez.kimi zaman tövbe etmektir korku, kimi zaman yeter be deyip isyan etmektir.bir korktun mu hayattan, ne hayat peşini bırakır ne korku.korku kabusun olur kabusun korku. öyle bir musallat olurlar ki başına .kurtulmak için tren raylarını üzerine bağlarsın kendini şimdi üzerinden geçecek olan trenin farlarını ve siren sesini duyduğunda hissettiklerin bir an önce bitsinden başka bir şey olmaz.. ama bazen tercih ederiz korku yerine vahşeti.korktukça daha agresif, korktukça daha korkutucu olmazmıyız.insanlık tarihini temel çelişkisidir, itici kuvvettidir. korkutanlarla korkutulanların savaşıdır bu tarihi serüven.birde arada ne korkutan nede korkutulanlar vardır .en mutlu olanlarda onlardır.suya sabuna dokumayanlardır.zannetmeyin ki bilinçli bir tercihtir onların ki, tanrı onları sıfır zekayla yollamıştır yeryüzüne .etkisiz elemanıdır onlar dünyanın ve en mutlularıdır.öldüklerinde mutlu bir tebessüm belirir dudaklarında kimseyi üzmedikleri ve tanrının iyi kulları oldukları için .oysa kendi iradeleriyle iyi olmuş değilllerdir.bize ibret olsun diye gönderilmişlerdir yeryüzüne ve biz ibret alamadan gizlice yaşayıp, gizlice ölür .her durum ve koşulda elin kolun bağlıdır ve tren üzerinden geçmek üzeredir.korku ters teper bazı zamanlarda gözlerini kapamak istemezsin bazen .o zamanda arkandan çok cesurdu demezler .emin ol arkandan seni övecek insan sayısı bir elin iki parmağını geçmez.yokluğuna alışmak daha kısa .doğa boşluk kabul etmez .yerini alan hemen bulunur ne cesareti ne insanlığı ölçülmez yerine konulanın.yalanlarla dolu hayatımıza ben çok dürüstüm diyerek eklentiler yaparız.ya doğru sorular sormasını bilmeyenlere yalancıyızdır.yada gerçekten yalancıyızdır.bazen gerçekleri kendi görmek istediğim gibi sunmayı bir oyun sayarız bir akıl oyunu.gerçeğin ne olduğunun henüz bilinmediği bu dünyada bizim yalanlarımızın hiç bir ehemniyeti yok gibidir.dünyayı altüst etmez bizim yalanlarımız, kimseyi incitmez, kimsenin yarınını etkilemez.bizim küçük oyunumuzun bir parçası olanlar bundan keyif bile alabilirler.ama öyle yalancılar vardır ki bu yeryüzünde, insanlığın gözünün içine baka baka yalan söyler.kendi inanmadığı gibi seni inandırmak için elinden geleni ardına koymazlar.bu yalancılar,insan oğlununda serüvenine ortak olmayı bir borç saydıkları ve binlerce ciltlik tarih kitaplarının birinde bir kaç sayfa kapmak için birbirleriyle yarışırlar.çıkarları için yaparlar.ahlaksız oldukları için bunu yaparlar.onlar bunu yapar da biz ne yaparız.bizde onların yalanlarına kanar gibi yaparız.ahlaksız olduğumuz için yaparız.insan olmak istediğinde çok iyi olabilecek iken isteyerek ve inat ederek ahlaksızdır.ahlaksızlığı küresel ahlaksızlık boyutunda ele alarak kullanıyorum.küresel ahlaksızlık yerel ahlaksızlıkdan daha büyük bir ahlaksızlık olduğu için insan bilincine tamir edilmesi artık mümkün olmayan arıza çıkarır.ve insanın bundan kurtulması için ölmesi ve yeniden dirilmesi gerekir.belki o gün yaşanır tüm ahlaksızlığımızdan arınmış ve dünyayı ya da evreni bir bakıma yeniden inşa edebilecek şansı elde etmiş oluruz.bende böylece kullanmayı unuttuğum ellerimle harcı karıştırmayı kendime bir görev sayarım.gururumu ve insanlığımı sakladığım çekmeceden çıkarırım.korkum sadece ipek yollarında yuvalarına yiyeceklerini götüren karıncaları ezmek olur.ve yediğim şekerin tadını her seferinde bir çocuğun coşkusu ve sevinciyle yerim. ben bunu bizzat talep ediyorum .tanrı yaşayamadığım yaşamama izin vermediği bir hayat borçludur bana.....belma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder