29.07.2007

ÖNÜM ARKAM SAĞIM SOLUM BATIK GEMİ


iki gönülün çarpışmasından çıkan o kulak yırtan sesi yine sadece o deli iki gönül duyar.okyanusun en derinliklerine göndermediysen aşkı, batık bir gemi enkazı değilsen henüz, okyanusun ortasında korsanlarla savaştıysan, hava muhalefeti gemini bertaraf etmeye gücünü yetiremediyse, karasularına girdiğin için uyarı ateşıyle uyarıldığın halde rotanı değiştirmediysen, hücum botları püskürttüysen ve denizaltıların füzelerini sana yönlendirdiğini hissedip tanrıya dua ederek onun da yardımını aldıysan ve sonunda dingin bir rotada seyre daldıysan zafer senindir.ama batık bir gemi enkazı halindeyse aşkın yüreğinde onlarca balık adam ne aşkını bulabilir o sularda nede enkazın içinde bir yerlerde unuttuğun ganimetine ulaşabilir.batırma gönlünü o zaman savaş. önüm arkam sağım solum batık gönüller enkazı ....merhaba dediğim her iki insandan biri gerçekleri bilmiyor diğeri bildiği halde susuyor..görmediğimiz bir çok şeye bu kadar yürekten inanap gördüğümüz şeyleri yok saymakla geçecekse bu hayat ve tutunacak tek dalım sana olan sevdamsa ve ölmeye değer birşey varsa bu dünyada ölünür senin için.yüreğim özgürdür özgür kalacak.bu gün gördüğüm her iki insandan biri için ağlıyorum sevdalarını umutlarını yarınlarını aşklarını bir enkaz haline getirmeyi başardıkları için.ama biliyorum bir yerlerde gönüllerinde derinlerde ganimetler var.bize ait. bütünümüze ait, oluşumuza ait, varlığımıza ait, amacımıza ait.iki gönülün çarpışmasından çıkan o kulak yırtan sesi ne zaman ki biz duyduk inanın işte o zaman insan olduk....belma

13.07.2007

KARTEZYEN



KADIN : düşünmeden konuşmanın cezası sonradan düşünmeye mahkum olmaktır. (28.07.2007)

ERKEK : mükemmelliğe hatalarımızı basamak yaparak çıkarız. (28.07.2007)

KADIN : olumsuz hava şartlarında seyahat etmek gibi bir şeysin sen.tüm olumsuzluklara rağmen
seyahat etmekteyim. (28.07.2007)

ERKEK : yanıt yok.

KADIN : ben bir daha ne zaman kullanacağım seni ve sen hangi zamanda yok olacaksın.29.07.2007

ERKEK : içimde ölümden başka devası olmayan bir dert var. (29.07.2007)

KADIN : deva olmayacağım belki ama yalnız olmayacaksın.derdin ne olursa olsun asla bunu
yalnız yaşamana izin vermeyeceğim bilesin. (29.7.2007)

ERKEK : yanıt yok.

KADIN : hayvan iç güdüyle insan özgürlüğüyle hareket eder.özgürlük insanın en büyük isteği
aynı zamanda en büyük tehlikesidir.özgür olmak yanılabilmek de demektir.senle özgür olmayı
istiyorum. (30.07.2007)

ERKEK : umut örümcek ağının tellerindeki titrek yağmur taneciklerinden daha güçlü
değildir.ızdırap içindeki bir yüreğin korkunç ağırlığını taşıyamaz. (30.07.2007)

KADIN : görkemi hiç bitmeyecek sanılan bir dünyanın yağmura tutunarak yürüyen insanları
neyle besler bilinmez yüreğini,umutlarıdır cesaretleri.ucube bir sokakta yitirdikleri
düşlerinden sonra zaten siren sesine karışacaktır cesetleri.(1.07.2007)

ERKEK : seni incitecek söz ve davranışlardan kaçınmaya çalışıyorum.fakat anlamalısın,beyaz
atlı prens ben değilim.kendine neden benimle ilgili beklentiye kapıldığını samimi bir
şekilde sorgulamalısın. (2.07.2007)

KADIN : ben masallar diyarında beyaz atlı prensin peşinde değilim.bu hayattayım ve
gerçeklerle yüzleşecek kadar yürekliyim.senden hoşlanıyorum.kendime en büyük itirafım da bu
oldu.hatta daha da ileri gittim sanada söyledim.kabul etsende etmesende. (2.07.2007)

ERKEK : yanıt yok.

KADIN : içimdeki ses senden vazgeçmiyor.bana git ve onun sessizliğini boz diyor.duygularıma
karşılık beklemiyorum ben.dev bir dağın ardına saklanmışsın sen ben orada bana ayrılmış bir
yer olmadığını biliyorum.buda içimi inan ki hiç acıtmıyor.ama içimden bir his işte onu yalnız
bırakma diyor.bana desen ki sen asla bana hitap eden biri değilsin,tamam diyeceğim
belkide.senin hiç böyle bir tavrın olmadı.yalnızca sessiz kaldın.bu beni kırmamak içinmi
yani sadece?sana inanmıyorum.ben içinde insanlığını kaybetmemiş biriyim ve karşımdakinin
duygularına son derece saygılıyım.dudaklarından birkaç kelime dökülsün yeterki.bende neye saygı duyduğumu bileyim.çok mu zor?gerçek olsun sözlerin ne olur ki?zaten orada sessiz kalsan bile birçok şeyden kaçsan kendini yok saydırmak istesende başaramamışsın işte. bende varsın ve sustuğun mühdetçe yok edemeyeceksin kendini. (3.07.2007)

ERKEK : yanıt yok.

kadın :sevgi varlığın bağımsızlığıdır. ( 6.07.2007)

erkek :yanıt yok

KADIN : umut örümcek ağının tellerindeki titrek yağmur taneciklerinden daha güçlü
değildir.ızdırap içindeki bir yüreğin korkunç ağırlığını
taşıyamaz??????????????????????????????????????????????????? (11.07.2007)

ERKEK : ben varken ölüm yok,ölüm varken ben yokum. (11.07.2007)

KADIN : iyi o zaman beraber yok sayalım birbirimizi dünyada,rahatlıyalım.nasıl olsa yokuz
yarın bir kahve içelim o zaman. (11.07.2007)

ERKEK : tamam. (11.07.2007)


KADIN : gecemi gündüzmü içmek istersin kahveyi? (12.07.2007)

ERKEK : 19:00 yeşilköy. (12.07.2007)

KADIN : tamam. (12.07.2007)

ERKEK : bugünden ne anladın.... benimle paylaşırmısın... teşekkür ederim.(13.07.2007)

KADIN : bir kaç birbirinden farklı mesajla aklımdan geçenleri yazabilirim.birşey
anlayamıyorum çünkü. (13.07.2007)

ERKEK : zeka basitte saklıdır.(13.07.2007)

KADIN : duygularından arınmış bir mantıkla ısrarla karşı karşıya gelmek istediğimi gerçekten
anlamlandıramıyorum.senle aynı frekanstayım ben.bugün seninle bir kahve yolumda yalnız
olmadığımı anlattı bana. (13.07.2007)

KADIN : bilemiyorum kafam gerçekten karışık.bir sürü şey yazıp siliyorum. doğru
düşünmediğim kanaatine varıyorum.bir şeyler ısrarla beni sana itiyor.bu senin zannettiğin
prens prenses ilişkisi gibi birşey değil.sende çırpınıyorsun aslında benim gibi.ama ben
biraz bağırıyorum galiba.batıyormuyuz çıkıyormuyuz o bile belli değil.tabiki bu durumda
birbirimize yardım etmek zor.aramızdaki fark sen buna imkansız demiş geçmişsin,bense hala
mutlaka bir imkanı olmalı diyorum. (13.07.2007)

ERKEK : tam anlamıyla mükemmel.sen artık olgunlaşmışsın.kendi felsefeni oluşturup peşinden
gitmenin vakti gelmiş.seni gördüğümde anlamıştım,kendimle gurur duydum.enginlere kanat
çırpmalısın.bu masal değil gerçeğin ta kendisi.farkındalığının açılmasına 3 kere hura hura
huraaa. (13.07.2007)

KADIN : iyi o zaman birgün sevişerek kutlarız:-) (13.07.2007)

ERKEK : civi değişimiii.hayvansaaal.iğrenç.üstün ırk olduğunu düşünüyorsun.fakat hala
ikincil varlıkların yaşamsal saplantılarındasın ufaklık.beynin var ise nerede?13.07.2007

KADIN : yine yanıldın :) (13.07.2007)

ERKEK : zaman gerçekleri bekler.acelesi yoktur.başlangıcı ve sonu olmayan benim bildiğim tek
olan zamandır.işte benim saygımı kazanabilecek tek olgu ZAMAN. (13.07.2007)

KADIN : zaman düşünceyi sürekli bir yerlere fırlatmaktadır ve vardır.bunu sana söylediğimde
bir akşam yemeğinde hatta yok demiştin.şimdilerde varlığına inanman benim için değişim
değil,zamanın ta kendisidir.sevişmek vardır,bunu saplantılara dönüştüren de zamandır,yok
edecek olan da. (13.07.2007).....eceee

ARKA PLAN


bir yok daha var oldu içimde sessiz sessiz.hayatımdaki anlamsız yerin, içimde tuhaf bir boşluğa bıraktı şimdilerde seni. kanadı kırık bir kuşun son çırpınışlarıydın uçmak için.ben senin doğrularına inanmak istedim sorgusuz sualsiz. durgun bir denizin çoşmak için beklediği rüzgar hiç gelmiyecek gibiydi çünkü.kırık kanadıma bir merhem, durgun denizime bir rüzgar istemek senin için bencillikten ve merhametsizlikten başka birşey değildi.haksızda sayılmadığını itiraf etmek zorundayım,gözden kaçırdığın birşeyler var demeden önce.derin ve belkide yanıtsız sorularımın çözümü olmıyacağını düşünmen en doğal hakkın diye düşünüyorum.çünkü senin kimsesizlikten başka kimsen yok.ve herkesi kimsesiz sanıyorsun. bende var olmadığını düşündüğün merhamet, sende yerini bambaşka bir şeye bırakarak yok olmuş. ve ben orada kendimden bir şeyler arıyorum.hatta kendimi arıyorum.yanılıyorum.kendime bol şans diyerek burda da sana son noktayı koyuyorum...eceee

BİR TEBESSÜM



MUTLU OLMAYI ÇOKTAN UNUTMUŞTUM KARŞIMA ÇIKTIĞINDA. UFAK BİR TEBESSÜMÜN BENİ KOCAMAN BİR YÜREK YANGININA SÜRÜKLÜYECEĞİNİ HESAP ETMEM OLANAKSIZDI.DÜN TANIDIĞIM BİR ADAMA, DUYGULARIMI BUGÜN SENİN İÇİN KALEME ALDIM DESEM İNANIRMIYDI ACABA BANA?GÜLER GEÇERDİ HERHALDE HALİME. AŞKTAN DEFALARCA YIKILMIŞ KALBİM, SENİN İÇİN ATMAYA BAŞLAMIŞ VE BEDENİM TİTREMİŞSE VARLIĞINLA, EVET BEN BİR DELİ AŞIĞIM.AMA SUÇUM YOK. GÖZLERİM ALIŞILMAMIŞ BAKIŞLARLA KARŞILAŞMIŞSA YOLDA, VE BEDENİM YAŞANILMASI O ZOR TADI TATMIŞSA SENLE BİR KERE, SENİ UNUTMAK ZOR ARTIK. KARMA KARIŞIK DUYGULAR İÇERİSİNDE OLDUĞUMU SÖYLEYEMEM. DUYGULARIM NET VE KALBİM ARTIK ELİNDE. DİLEDİĞİN GİBİ OYNAYABİLİRSİN.SAVURUP YOK EDEBİLİR, YAŞAYIP TÜKETEBİLİRSİN...eceee

MAHKUM İKİLEMİ


yaşananlar hafızalardan silinemiyecek kadar, güçlü tutkular barındırmış içinde. yaşarken farkedemediğimizi söylemek çok acımasız olurdu. gözden kaçırdığımız birşeyler vardı elbet her ikimizinde.ben kaçıyordum.kaçarken de sana yakalanıyordum hep. .esas mesele buydu işte.kaçışlarımızın zamanı, hayata bakış açımıza göre değişsede, sonuç hep aynı kapıya çıkıyordu . zaman bir seni, bir beni fırlatıyordu aynı yere. ve orada buluşuyorduk. sen çok sıkıldın bu yarıştan ve kurtulmak için bir başka zamana geçtin. tam ortasına düştün duyguların ve zamanın beni senin yanına atacağını hiç hesap etmeden..orada sesiz bir bekleyiştesin. duygularını korumaya aldın ve artık ben bile dokunamıyorum.ne kadar acımassızsın demek geçiyor içimden, diyemiyorum. çünkü bana, senin olmadığın belkide hiç gelemiyeceğin bir yerde yaramı kanatmıyorum diyeceğini, seni de burada korumaya aldım diye bir bakış atacağını , ve asla bunları teleffuz edemiyecek dudaklarının nasıl titreyeceğini gayet iyi biliyorum.beni sonsuzluğa gömeceğini zannettiğin yere gidecek cesareti benden almanda işin cabası. şaşkınlığımı gizlemeye çalışmanın yersiz olduğu apaçık ortada.tecrübesizliğin ve korkuların bizi savurduğu bu yerde şimdi SEN,benden daha şaşkın bir vaziyette hala yüreğine söz geçirmeye çalışırken, BEN de hiç yol katedemediğimizin farkına varmış bir vaziyette bizi kaleme alıyorum. ve zamanın bundan sonraki adresini bilmeden..........eceee

BİR SENFONİ

Hiç bitmeyen bir senfoniyim sürekli değişik partisyonlarla tekrarlanan ancak sadece nota okumasını bilenlere.....

BİR KÖPEK HİKAYESİ

Bir dükkân sahibi dükkânının vitrinine üzerinde SATILIK KÖPEK YAVRULARI yazan bir tabelâ asarken, yanında küçük bir erkek çocuğu belirdi. ´Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?´ diye sordu. Adam çocuğa yavruların en az 50 dolar ettiğini söyledi. Çocuk elini cebine attı, biraz bozuk para çıkardı, dükkân sahibine bakıp: ´İki dolar otuz beş sentim var. Onlara bakabilir miyim?´ dedi. Dükkân sahibi çocuğa gülümsedi ve bir ıslık çaldı. Lady adlı bir köpek dükkânın içindeki kulübesinden çıkıp onlara doğru koşmaya başladı. Arkasında beş tane küçük yün yumağı vardı. Yavrulardan biri, diğerlerinin gerisinden topallayarak geliyordu. Bu küçük çocuğun hemen dikkatini çekti. ´Bu yavrunun nesi var?´ Dükkân sahibi ´ Veterinerin dediğine göre, kalçasında bir kemik eksikmiş´ diye yanıt verdi. ´Hep böyle topallayacakmış.´ Küçük çocuk hemen, ´Onu almak istiyorum´ dedi. Dükkân sahibi: ´Yok canım. Eğer o yavruyu gerçekten istiyorsan, sana bedava verebilirim´ dedi. Çocuk dükkân sahibine yaklaştı ve öfkeyle´ Onu bana bedava vermenizi istemiyorum. Bu yavru da diğer yavrular kadar değerli. Fiyatı neyse size ödeyeceğim. Şimdi size iki dolar otuz beş sent vereceğim, kalan parayı da ayda elli sent, elli sent ödeyeceğim!´ dedi. Dükkân sahibi onu ´ Yo, yo. O yavruyu ne yapacaksın? O hiçbir zaman diğer köpekler gibi koşup, oynayamayacak´ diye yanıtladı. Küçük çocuk buna karşılık pantolonunun paçasını yukarı kaldırdı ve iki çelik bağla desteklenmiş eğri sol bacağını gösterdi. ´Ben de pek koşamıyorum ve bu yavrunun da kendini anlayacak birine gereksinimi var´ dedi.

Katkıda bulunanlar