21.05.2007

LAiKLiĞiN KARŞISINDA DURAN BİR KISIM İNSANLARIN, AŞAĞIDAKİ RESMİLERLE KARŞILARINDA OLMAKTAN ,İNSAN OLARAK UTANÇ DUYUYORUM

Dünyadaki tüm dinlerin, vahşet saçtıkları mühdetçe karşışında olduğumu söylemeden geçemiyeceğim. Ve bu vahşeti görüpte, sessizliğini bozmayan kırık kafa taslarının, var oldukları mühdetçe, hayatın, insanlığın son derece tehlike arz ettiğini, belkide haddimi aşarak ifade etmek zorundayım. din bireysel yaşanmalı, toplumsal değil.


20.05.2007

KAN REVAN


Barış türkülerine vurulan kelepçelerde, kan vardı.
Kurtuluşu haykıran, kırık kafa taslarıyla yoğruluyordu yaşam kan revan.
Sen esiyordun, ve gül bahçeleri arasına döşenmiş mayınlara basıyordun çıplak ayak.
Sen biliyordun; güneşin batışını engellemessen eğer, yok olacaktık bizler teker teker.
Sen yoksulluğu, nefretinle yok ediyordun.
Ve; geldiğin sokaklara veriyordun çığlıklarını.
Sokaklar söz veriyorlardı;
bitireceklerdi suskunluklarını.
Alışmamıştı hayellerin susuzluğa.
Nasırlı gözlerinde ki toprak;
suya hasret toprak kadar uzak...
Oysa sen, hayellerinde türkü söylemeyi düşlemedin;
kızılderede açan bir nilüfer olmayı istedin hep,
birde sevdiğinle doyasıya sevişmeyi.
Demir parmaklıklara doğru yürüyordun.
Tel örgüler, özgürlüğün ıslığını çalıyordu.
Uyandığımda, kan ve ter içinde değildim,
yatağım acı kadar soğuktu.
Utanç kokuyordu bedenim;
ve odamın içerisinde kimliği belirsiz duygular dolaşıyordu.
BEN SENDEN DAHA ÇOKMU SEVİYORDUM YAŞAMI;
YOKSA BENİM SENDEN DAHA AZMI İHTİYACIM VARDI ÖZGÜRLÜĞE...

11.05.2007

ELLERİYLE DOKUNAMADI YÜREĞİNE



KİRLİ VE ÖLÜM KOKUYORDU ZAMAN
İNSAN OLMAKTANSA DENİZ KIYISINDA
BİR SALYANGOZDAN ARTAKALAN
OLMAYI YEĞLERDİ ÇOĞU ZAMAN
BABASININ ENGİN MERHAMETİNİ
ANNESİNİN YÜZYILLARIN KADINA YÜKLEDİĞİ YAZGISINIDA
YANINA ALARAK AÇMIŞTI DÜNYAYA GÖZLERİNİ
HAYATIN NE OLDUĞUNU
KANSERDEN ÖLEN ARKADAŞININ
PORTAKAL RENKLİ PAPUÇLARINI AYAĞINA
GİYDİĞİNDE ANLADI
PAPUÇ AYAĞINI ÖLÜM CANINI ACITMIŞTI
OGÜNDEN SONRA HEP RENKLİ PAPUÇLARI SEVDİ
ÖLÜMDEN VE SEVDİKLERİNDEN AYRILMAKTAN NEFRET ETTİ
YİTİK ZAMANLARDAN GELEN ANILARI BİRİKTİRİP
GÖZÜNÜN ÖNÜNDE
ACILARI BULUP ÇIKARTIP KÖZLERİN İÇİNDEN
OYUN OYNAMAYI VE OYNARKEN AĞLAMAYI
EYLENCE SANDI
YÜZ YÜZE GELMEDİ HİÇ BİR ZAMAN KENDİYLE
HIZLA UZAKLAŞTI KENDİNDEN BİLE
ZAMAN ZAMAN KENDİNDEN TİKSİNDİ
BAŞKA İNSANLARA HAYRAN OLDU
AMA HEP KENDİYLEDİ
O İNSANLAR HAYAL OLDU....belma

10.05.2007

ŞİZO-FREN'DEN ŞİZOFRENCE BİR HİKAYE


KUMUL

“ Bu gün birleşmiş milletler dünyada her gün 18 bin çocuğun öldüğünü açıkladı.dünya af örgütü amerikanın teröre karşı savaşını insan haklarına karşı yapılmış bir darbe olarak niteledi. ABD meclisi “Filistin’e dolaylı dolaysız tüm yardımları kesti.çocuklar ve kadınlar ölmeye devam ediyor.birileri kendi çıkarları doğrultusunda çocukların ve kadınların ölümlerine neden oluyor.”
.Yaşadığım şehir uzun zamandır toplama kampına benziyor. Ceset haline gelmiş yığınların saklanıp gizlendikleri insanlıklarını kaybettikleri bir şehir.bende kendimi gizliyorum uzun zamandır. İçimi kemiren büyük bir korku yaşıyorum.delirdim ben ama insanların hepsi delirmiş o yüzden beni fark etmiyorlar.kendimi korumaya çalıştım. ama başaramadım. etrafımda şeytanın kim olduğunu bilen ama söylemeyen insanlar var.korkuyorlar. şeytanın kim olduğunu açığa vururlarsa yaşadıkları bu cehennemin ellerinden alınacağından korkuları.gözleri kapalı kulakları sağır burunları tıkalı dolaşıyor öyleleri.sesleri duymasınlar kokuları almasınlar gerçekleri görmesinler diye. konuşmaları için yalvardım.beni de dinlemediler. Benim ise sesim çıkmadı daha fazla.maske takıyorum tanınmamak için.sığınağıma döndüğümde kapımı kapadığımda çıkarıyorum maskemi. Bazen kendi yüzümü bile unutuyorum.ama çoğu zaman utanıyorum maskeyle dolaştığımda. ama korkum utanmamın önüne geçiyor.bir gün boğulacağım bu bok çukurunda kimse tanımayacak beni.neden tanısınlar ki hem maske takıp dolaşmışım aralarında hem bok kokuyor olacağım.bir başkası olsam bende tanımam.benimde insanlığım yok artık onlar gibi.beni de benzetiler kendilerine.her gün kulağıma iyi bir kadın olmam için bir şeyler fısıldıyorlar.
-namuslu ahlaklı çalışkan dürüst olursan kazanacaksın. .her hangi bir endişen olmasın sağlıklı düşün.
ben düşünmüyorum.onlara verdim beynimi.endişelenmiyorum artık benim yerime kullansınlar istiyorum sıkıldım artık düşünmekten plan yapmaktan.şimdi rahatım.beyinsiz yaşamakta güzelmiş.ama başkaları bilmiyor elbet beynimi çıkarıp onlara verdiğimi.aslında arada sırada rahatsız olmuyor da değilim.öyle göründüğü gibide kolay bir şey değil .ihtiyaç hissediyor insan sonuçta. Nede olsa bir
organımdı.arıyorum doldurduğu yeri.bir boşluk oluyor ara sıra nasıl desem anlatamıyorum işte beynimi vermeseydim benim yerime düşünmek isteyenlere anlatabilirdim elbet.onlara sormak lazım ne demek istediğimi .normal olmamı isteyenler var aralarında en çok onlara kızıyorum.ben rahatsız etmiyorum kimseyi.kimsenin işine karışmadım bugüne kadar.sicilim temiz. duyarlıyımdır. tek başıma hiç kargaşa çıkarmadım.tekim çünkü.diğerleri nerdedir onu bile bilmem.araştırmadım.yerin altında gizlendiklerini duymuştum birkaç kez.anlam veremedim örgütleniyorlarmış uzun zamandır. .sızacaklarmış devletin içine ele geçireceklermiş dünyayı.inanmam ben öyle şeylere hadi yapsınlar da göreyim.niye yer altında bunlar .korkuyorlar onlarda benim gibi.korkmasınlar artık onlarda maske takıp dolaşabilirler.ben böyle çare buldum onlar başka çareler üretsinler. bilemem ben ne diyeyim ki başka bunlar için.versinler onlarda organlarını rahatlasınlar.keşke benim içimi boşaltıp doldursalar saklasalar müzede. Beni ziyaret etsin insanlar .şaşırsınlar görünce. En sonunda bir kadının içini boşaltıp müzede sergiledikleri için gurur duysunlar kendileriyle.
Bir kadın olarak ben dış dünyaya açılmanın güçlüklerini fark etmiştim erkenden.bu yüzden zarar görmedim erkeklerden.
Biraz uyaklı oldu bu ama öyle. yalan söylemiyorum. çoğu zaman Bu güçlükleri aşma olasılığım belki de vardı.ama zorlamadım ben şartları. dünyada bana ait hiç bir şey olmadığına inandım bir kere. Öğrendiklerim yetti bana bir kadın olarak .zarar görmedim dedim erkeklerden aslında düşününce sayılırsa zarardan hiçte öyle olmadığına karar verdim şimdi.arada sırada düşünebiliyorum aslında .bir keresinde öğretmenimden dayak yemiştim okulda. ev ödevini evde unuttuğum için aslında karışmıştı kafam o zamanda ev ödevi okula gelirmiydi evde mi kalırdı karar verememiştim belki o zaman geçmiş gün hatırlamıyorum sebebini.erkekti öğretmen kutsal değildi benim için yaptığı şey dayak atmıştı 40 kişinin içinde.gülen arkadaşların hepside erkekti sanırım.kızların suratını asıp sindiğini hatırlıyorum.bu dayak ciddi bir zarar verdi bana okulu bıraktım.kapattım kendimi eve gitmedim bir daha. boş ver demişlerdi zaten .bir kaç yıla kalmaz evlenirsin nasılsa.kılım bile kıpırdamadı o dayağı yediğimde.o koca ellerin tenime verdiği acıyı unuttum.hatırlamıyorum şimdi bedenimdeki acıyı .hatırladığım bir şey var ama o zamandan kalan. sevgi ve nefretin ne olduğunu öğrenmiştim o gün.eğitiminde amacı bu değil mi zaten.okula gidip gelirken öğrenmedim hiçbir şey diyemem .ayıp olur eğitim sistemimize karşı bunu söylemek üzmek istemem kimseyi.endişelenmesin kimse benim adıma. ben çözdüm bu sorunu kafamda sildim kayıtlardan çıkardım.
Zihnim dış dünyayı anlamakta zorlanmaya başladığında karanlık dehlizlere yolculuk yapmaya başladım. geceleri yorganın altında.bu yolculuklar yoruyordu beni. her sabah yorgun ve bitkin uyanıyordum.zannettim ki sağlığım bozulacak .gündüzleri çirkin kokular vardı etrafımda boğuyordu bu kokular beni bir an önce gece olsun istiyordum.güneşin ışığından korunmak için perdeleri çekiyordum. benim dışımdaki insanlara kapıyordum kulaklarımı içimin karanlığına saklanıyordum çoğu zaman.bilinmeyen yerlere yolculuklar yapmak hoşuma gidiyor.beni tehdit etmesinler yada benimle gelmek istemesinler diye kimseye söylemiyorum nereye gittiğimi.çok insan oluyordu güneş varken.hiç istemiyorum güneş doğsun. sonra baktım ki ben isteyince gece olmuyor kendi gecemi kendim yaptım.sağlığımda bozulmadı böylece.
Aynaya bakma gereği hissediyorum çoğu zaman.kendimi tanımadan bakarsam belki kusurlarımı görebilirim.çünkü insan başkasının kusurlarını kolay görüyor.kendinde bulamıyor hiç kusur bu yüzden aynaya bakıyorum yabancıya bakar gibi.ama ayna bana henüz gerçekleri söylemeyecek kadar yalancı yada ben kendime gerçeği haykıramayacak kadar iki yüzlüyüm.ama aynada sadece bir yüzümü görüyorum.belki iyidir insanın sadece tek yüzünü görmesi
.gururumu bir kenara koysam diyorum ama nerde olduğunu bilmediğim için yapamıyorum bunu.insanlıktan çıktım ben kötü bir taslak halindeyim ara sıra insan olduğumu hatırlatan davranışlarım oluyor elbet.aslın da insan olmak için çok uğraştım ben ama izin vermediler sonuca varmam için.bir kadının tek başına ayakta durabilmesinin ne olduğunu öğrenmekle işe başlamak istemiştim.
-böyle akılsızca etkinliklerle meşgul etme kafanı dedi annem.senin görevin bu dünyada üzerinde belirleyici bir etki yaratacak birini bulup seni işlemesine izin vermen..bu ustayı bulduğun zaman evlenecek ve mutluluğun kapısını altın bir anahtarla açmış olacaksın.onun kurallarına bağlanıp yaşamın sorumluluğunu üstüne alacaksın.erkeğini evlendikten sonra mutlu etmen ömrün boyu sürdürmen gereken görevindir.bu görev sana yüce tanrı tarafından bahşedilmiş bir onurdur. Buna layık olmaya çalış.
Bunları annemden duyduğum günün gecesi bedenimi fırlattım uzaya.adını bilmediğim bir gezegenin yörüngesine oturdum.rahatsız oldum adını bilmediğim için çok düşündükten sonra TUŞİTA adını verdim bu gezegene .Uygurların dünyada ömrünü feragatle geçireceklerin gideceğine inandıkları cennetin adı bu. duymuştum bir yerlerden çok yakıştı bu isim benim cennetime.ben dünyadaki tüm haklarımdan kendi isteğimle vazgeçmiştim çünkü.ben evlenmek istemiyorum. İstemeyerek bunu yapıp başka bir kadının hakkını yemekte yakışmaz bana.kulaklarımı tıkadım annemin söylediklerine ama duydum yinede. burası çok ferah bir yer geniş bir alan benden başka kimse yok burada henüz.rahatım o yüzden.çok gelende olacağını sanmıyorum buraya nede olsa dünyada insanlar kolayca haklarından vazgeçmiyorlar.zorla hakları elinden alınanlarda buraya gelemez zaten ceza evlerine gidiyor onlar. Ben karışmıyorum isteyen istediği yere gitsin umurumda değil. Tuşitadan bakacağım artık dünyaya. Buradan seyredeceğim insanları.annem duymasın sakın. onun bunu duyması demek gezegenimin yörüngesinden çıkmasına neden olabilir.

Çoğu zaman talihliyimdir ben.çekecek acı bulmakta asla zorlanmam.kadının olup ta acı çekmemişini hiç tanımadım.kadın olarak dünyaya gelmek iyi bir şey değilmiş sonradan anladım gereği yokmuş yani dünyaya gelmenin varsa ben göremiyorum belki. Kimse çözmeye kalkmasın.sıkıntı yaratır bu durum.erkeklerin dünyasını kurcalamak arı kovanına elini sokmaya benzer. Korkarım ben arılardan o kadar korkarım ki bal bile yemedim bu güne kadar.annem evden uzaklaşmamı istemiyor hiçbir zaman
-.evden uzaklaşman senin için hazırlanmış tuzaklara düşmen demektir.diyor annem.dışarıda seni yok etmeye programlanmış silahlar var . Senin aklının ermediği yerlere döşenmiş mayınlara bir bastın mı görebileceğin zararları ben bile telafi edemem,
.korkuyorum bütün bunlardan.o yüzden sadece TUŞİTAya gitmek için ayrılıyorum .orada güvendeyim .benden önce kimsenin bilmediği bir yer burası ben keşfettim.tuzak yok mayın yok .başımı dinliyorum burada.annem elbette bilmiyor burayı. Söylemek istemem doğrusu.buraya gelmemi de yasaklayabilir.iyice karışır kafam. Baş edemem ben bu insanlarla. Annemde çok istiyor cennete gitmek ama dua ediyorum ben tuşitaya gelmesin.belma

9.05.2007

şizofreni hakkında yalnış inanışlar

-Şizofrenler tehlikeli ve saldırgandır.
- Şizofreninin tedavisi yoktur.
- Şizofrenler çalışamazlar.
- Şizofreni anne babanın hatalı tutumu nedeniyle ortaya çıkar.
- Şizofrenler tembeldir.
- Şizofrenlerin ne zaman ne yapacakları belli olmaz.
- Şizofreni karakter zayıflığından ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkar. ( Hastalar yeterince çaba gösterseydi bu durumun üstesinden gelebilirdi.)
- Şizofrenlerin her söylediği şey saçma olacaktır.
- Mahalledeki şizofrenler çocuklarımıza zarar verebilir.
- Şizofrenler sanıldığından daha da tehlikelidir.
- Şizofrenlerin çocukları da şizofren olur.
- Şizofreni ömür boyunca giderek ağırlaşır.

8.05.2007

BİLMELİYİZ....


NASILSINIZ...
İYİMİSİNİZ...
YAŞAMAK SADECE NEFES ALMAK DEĞİLDİR...
BUNU BİLMELİSİNİZ...
HANIMEFENDİLER...
BEYEFENDİLER...
BUGÜNE KADAR NELER SÖYLEDİLER...
BUNU DUYMALISINIZ...
YAŞAMAK SADECE DUYMAK DEĞİLDİR...
BUNU BİLMELİSİNİZ...
GÜNEŞ YENİDEN DOĞABİLİR...
BUNU İSTEMELİSİNİZ...
YAŞAMAK SADECE GÖRMEK DEĞİLDİR
BUNU BİLMELİSİNİZ...
ACILARI BİTİRMEK ELİMİZDEDİR...
BUNU HİSSETMELİSİNİZ...
YAŞAMAK SADECE HİSSETMEK DEĞİLDİR...
BUNU BİLMELİSİNİZ...
YAŞAM BİR BÜTÜNDÜR...
YAŞAM BİRDİR...
YAŞAM TEKTİR...belma

Katkıda bulunanlar