
11.06.2007
9.06.2007
REDEDEMEYECEĞİMİZ TEK MİSAFİR"ÖLÜM"
her gece korkulara sarılıp yatmak ve her sabah ölmeye uyanmak, ne büyük ızdıraptır yaralanmış bir yüreğe.uyuyormudur uyanık mıdır insan yoksa ikisinin ortasındamıdır.beynindeki uğultuya alışmıştır da perdeden sızan güneşle bir türlü barışamamıştır.bedensel hareketlerinin gün geçtikçe azaldığını hisseder, her gün biraz daha yorgun hergün biraz daha suskundur hayatta. ağırlığını bile taşıyamaz olur üzerindeki yorganın .ne dünyanın suçu bu. ne de zamanın .bilincimizin bize oynadığı bu oyuna dahil olmayı hür irademizle kabul etmişizdir.- belki bir bardak su yetmez içimizin temizlenmesine ama denemeye değer diye dünyadaki en temiz suyu içmeyi isteyişimiz bundandır. dünyadaki her türlü deneyime değer verir, arınacağımızı düşünüp öyle içeriz suyumuzu.hafif bir tebessümle selamlarız bize hizmet eden bardağı.söyleyecek çok sözümüz vardır ama gücümüz yoktur.bizi yoranlara kızıp öfke kusarız.ama yoracaklarını bile bile onları hayatımıza alır baş köşemizde misafir ederiz.yediğimiz kazıklar zevk verir her seferinde rutine takarız bu durumu, vazgeçmeyiz, gelirler giderler, gideriz geliriz .
bir umut, ölen evebeyinlerimizden yardım isteriz. ölülerden meddet ummaya başladın mı sonun gelmiş demektir.yakında buluşursun onlarla.yaşama nedenleri olanların yaşaması doğaldır da,ölmek için nedeni olanların nedenleri kabul edilmez bu dünya da.ve öbür dünyada da yatacak yerleri olmaz onların.cenaze namazı bile kılınmaz intihar edenlerin. ölmek için bir çok nedeni olabilir insanın. yaşamla savaşacak mühimatı kalmamıştır.en iyisi teslim olmaktır ölüme. ama ölüm bir türlü vazgeçmek istememektedir bu savaştan, çünkü ölüm yorulmaz ,ölüm günde yirmi dört saat, yılda oniki ay, senede üçyüz altmış beşgün mesai yapar. bundan da şikayet etmez ,hiç durmadan çalışır, bir gün izin istemez, bir gün greve gitmez, bir gün tatil yapmaz ,bir gün işini ihmal etmez ,saat gibi çalışır saatin pili biter ölüm kendini sürekli jarz eder.ama insan oğlu öğlemidir dayanamaz dünyadaki bu tempoya.biraz da tembellik vardır fıtratında dayanamaz .şahit oldukça acıya, yaşadıkça direnç göstereceğine tüketir bedenini, birde haksız rekabet girdimi işin içine insanlıktan çıkar ,programlanmış bir robota döner ve bir gün virüs bulaşır yorgun beynine, direnmek istemez daha fazla hemen teslim olur olmayanııda vardır da biz zaten onlardan bahsetmiyoruz.bizim kahramanlarımız oğuz atayın tutunamayanlarındaki korkuyu beklerkende ki kahramanlardır.insanın duyguları bir tirbişon gibi dolambaçlıdır.bunu red eden insan kendi ahmaklığının kurbanı olur.insan yaşar ve yaşadıkça günaha girer. ve bazen insanlar günaha girmemek için bile ölmek isteyebilir.hür iradesidir onu bu sonuca vardıran.kahredici dramların yaşandığı ve bu dramlara diğer zamanlardan daha fazla tanık olabilme imkanına sahibizdir.insanlar dramlarını anlatmakta da zorlanmaz ve hatta gözümüzün içine içine sokarlar.teknoloji geliştikçe evimizin içinde tek başınalığımızdan sıkılma imkanımız bile yoktur.şiddet göz yaşı bir metre uzağımızdadır ve parmağımızın ucundadır.bu kahredici dramlar daha da soğutur bizi hayattan daha fazla yaşamaktansa daha fazla ölmeyi isteriz hem kendimizden hem diğerlerinden kaçmak için en iyi yol yok olmaktır.günahların en büyüğüdür intihar, ama biz günahlarımızdan kurtulmak için ölmek isterken daha büyük bir günahın pençesinde buluruz kendimizi. bu yaman çelişki yakamızı bırakmaz .kararını verdin mi dönüşüde yoktur. kendinden utanması başkalarından utanmasına benzemez insanın.bir de her istediğimizi zaten yapamayız dünyada, kollektif işlerde muhakkak birilerine çarparız ayakabağı olurlar, yol gösterici olurlar, sinir bozucu olurlar.olurlarda olurlar.ama ölmek isteyince kimseden yardım istemeyeceğimiz gibi kimseninde yardımına ihtiyacımız yoktur.tamamiyle tek başınayızdır. bu işi en salağımız bile halledebilir. doğmaktan daha kolaydır ölmek.
genç şairler romancılar oyun yazarları ressamlar ve büyük aşıklar gönüllü üyesidir intihar kulübünün.bu intihar kulübü onların ününe ün katar. ölümsüzlüğe götüren kısa ve emin bir yoldur intihar onlar için .ama sıradan bir insan için intihar,zaten yok sayıldığı bir dünyada yok olmaya giden yoldur.varlıkları ve yoklukları önemli olmayan insanlar daha kolay karar verirler daha kolay anlaşma sağlarlar ölümle.pazarlık yoktur indirim yoktur.belkide ilk ve son iradelerini kullanmışlardır yada kullanmak için ölmeyi seçmişlerdir. ilk ve son "bunu ben kendim istedim ve yaptım." "bir şey yaptım" ."ben yaptım". "kendim için yaptım".ve "mutluyum" çığlığıdır bu .nasıl anlamak istersen öyle anlarsın.yaşam "kurt- kuzu-ve otu birbirine yedirmeden kayıkta tek seferde karşıya geçirilebilme"sanatıdır.ve doğa her insana bu kabiliyeti vermemiştir.bu kabiliyette olanlara selam olsun........belma
7.06.2007
KUYTU

şehvete yaptığı yolculuklardan bir diğerine koşarken rastlamıştı ona.günah duraklarının arasındaki mesafelerde, arındığını hisettiği bir anda.ondan istediği gecenin sessizliğini bozacak bir ses ,güneşin kavurucu sıcağında korunabileceği bir ağaç gövdesi olmasıydı.azla yetinmesini bilenlerin mutlu olacağını söyledi ona büyükleri ama pratik, hayatın azla yetinmek isteyenlere cimriliğini öğretti.hayat azla yetinenlere göre bir yer değildi.
duvarda asılı çerçeveye sabitledi gözlerini.yaşamışlıklarının varoluşlarının bir belgesiydi bu fotoğraf.beraberliklerinin ilk günlerinde heyecan ve sevinçle girmişlerdi bu kareye .birbirlerini bu kadar kanatacaklarından habersiz gülümsüyorlardı.içindeki öfke o anı daha detaylı hatırlamasına izin vermedi .duvara o fotoğraf yerine kendini asmış olsaydı,bedeni çoktan kurtlanmış ve kokmuş olacaktı.oysa fotorafta çürüyen ve yok olan o anda hisettikleriydi.
odanın diğer tarafında duran valizlere yönelti bakışlarını valizlerin içindeki eşyaları suçlar gibi. eşyaların gidişiyle duyacağı eksikliği düşündü ve öyle bir somutlaştıkı içinin acısı, yüreğini söküp atmak istedi.kendini paramparça edip valize koymayı düşündü.kendini yalana boğdurmayı ,ihanete kestirmeyi ,sevgisizliğe yedirmeyi düşündü.kapının ansızın açılması onu varolduğu zamana geri getirdi. kendine bile kapattığı bu kapı şimdi onun tarafndan açılmıştı.
-üzgünüm dedi hayalden ibaret olduğunu var saydığı bu silik görüntü.
-hayalden ibaretsin sen!!!! benim yarattığım bir hayaletsin.kapat dünyamın kapısını ve kilitle üzerinden.anahtarını uzaya fırlat.kendini istediğin yere.
valizlerin doldurduğu yer şimdi uzayda bir boşluk oldu.kapatılan kapının sesi tüm hücrelerinin tepki vermesine neden oldu.o kadar şidetli ,o kadar öfkeli kapandı kapı.
-oysa ben diye başladı mırıldanmaya...oysa ben şimdi bile hazırım kanmaya kandırılmaya gitme son bir fırsat versek birbirimize.daha az acıtacağımıza söz versek ruhlarımızı ve yalan olduğunu bile bile kabul etsek.henüz liğime liğme olmadı etlerim daha koparılacak parçalanacak gizli kalmış,kuytularda biryerlerde,ulaşamadığın,ulaşmana izin vermediğim senden köşe bucak sakladığım hatta benim bile bilmediğim bir yerlerde hala insanlığım var.o insanlığımdan kalan son kırıntıları silip süpürmeden nereye nereeeeyeee....
düşüncelerinden beynine bir ağrı saplandı. binlerce iğne darbesine eşdeğer.yüreğine saplanan her iğne bir intihar eylemcisine dönüştü. beynin içinde çoğalıyor düşüncelerinde aktifleşiyor çoğalıp kalbine hücum ediyorlardı. yüreği yandı, yandıkça yüreği bombaların pimini birer birer çekti.
taşıyamadı başını cama dayadı sokağın başında tamda kaldırımın ortasında yıllardır farketmediği iğde ağacını gördü ve o ağacı yalnızlığına ortak etti......belma
6.06.2007
pülümür de yedi güneş

Yüreğimi yakan güneş değil
Bu batman sıcağında
İçimdeki ateş anlatılacak gibi olsa
Kelimeler yetse keşke feryadıma
Suskun bir yıldız olmak
Işık vermediği anlamına gelmiyorsa da
Bir ses bir nefes bir haykırış yeter mi
Yeter mi sandınız insan oğlunun acısına
Bu batman sıcağında
İçimdeki ateş anlatılacak gibi olsa
Kelimeler yetse keşke feryadıma
Suskun bir yıldız olmak
Işık vermediği anlamına gelmiyorsa da
Bir ses bir nefes bir haykırış yeter mi
Yeter mi sandınız insan oğlunun acısına
tabutu tutan eller
aslında güneşe sarıldılar
kaderlerine küsmeyip
vatana asıldılar
Yedi güneşimiz vardı bizim
Pülümür den doğan
Aydınlığını hiç bilmediğimiz
Yedi güneşimiz vardı bizim
Kocatepe’den bize sahip çıkan
Kandil dağı silk at üstünden
Eşkıyayı
Sabrımız kalmadı
Batıracağız dünyayı......belma
aslında güneşe sarıldılar
kaderlerine küsmeyip
vatana asıldılar
Yedi güneşimiz vardı bizim
Pülümür den doğan
Aydınlığını hiç bilmediğimiz
Yedi güneşimiz vardı bizim
Kocatepe’den bize sahip çıkan
Kandil dağı silk at üstünden
Eşkıyayı
Sabrımız kalmadı
Batıracağız dünyayı......belma
1.06.2007
KADINLAR DİKKAT!!!! BU SEÇİMLERDE VİTRİN OLMAYIN
"siyaset,belli bir toplumda yada toplulukta çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir."
kadınlar dikkat bu seçimlerde partilerin oyuncağı olmayın.vitrin olmayı kabul etmeyin.kadın sorunlarına duyarsız partilerin, kamu oyuna biz "normalleştik"mesajı "olmayın.
biz şizofrenler, mecliste çiçek ve böcek edebiyatı yapmaya giren kadınları istemiyoruz.biz kadınların tarihsel süreçte nasıl ötelendiklerini bilen,kadın sorunlarını içsellleştirebilmiş,siyaset yapabilme kabileyeti olan yaptığı siyaseti halka anlatabilecek ve ikna edebilecek melikelere sahip,duygusallıktan uzak durabilen,çözüm önerilerinde ısrarcı, masaya yumruğunu vurabilen erkekleşmeden ,erkeklere anlayabilecekleri dilde derdini anlatıp yanıt verebilen erkeklerin dünyasını tanıyan ve strateji üreten, eşitlikten özgürlükten yana olan ayrımcılığın her türlüsünü pozitif ayrımcılıkta dahil olmak üzere ret eden.pozitif ayrımcılığı erkeklerin bize bir lutfu olduğunun ayırdında olan,göğüs göğüse çarpışabilecek,türkiyeye nişantaşından bakmayan,anadolu kadının,şehirli kadının sorunlarını bilen,ve bu sorunlarla ilişkili politikalar üretebilen,bütün çabalarına rağmen meclis de hiç bir şey yapamayacağını anladığı gün hiç bir çıkarını düşünmeden istifayı basabilen kadın millet vekilleri istiyoruz.
sırça köşkünden ahkam kesen, çiçek böcek edebiyatıyla bizi bunaltan.parti başkanın sözünden dışarı çıkmayan, ait olduğu sınıfsal zümrenin çıkarlarını koruyan,erkek politikalarını baştan kabul etmiş, milletvekili olayım eşe dosta hava olur diye düşünen,döpiyesleri siyah ve kahve rengi olan,meclise gelmeden önce kuaföre uğrayıp saçını yaptıran kadınların meclise girmesini istemiyoruz.........belma
BEN İZMİRLİYİM
BEN İZMİRLİYİM Eğer "kordon" dendiğinde aklınıza elektrikli ev aletlerinin dışında bir yer ismi geliyorsa,"Körfez Kokusu" nedir biliyorsanız.35 ve 35,5 kavramları size bir şey ifade ediyorsa,"Gevrek", "Çiğdem", "Domat", "Nohut" gibi kavramları kullanıyorsanız,"Boyoz" kelimesi size bir şeyler hatırlatıyorsa,"Arapsaçı","Turpotu", "Dalagan", "İstifno"," Ebegümeci", "Denizbörülcesi" nedir, biliyorsanız,Konuşurken arada bir diliniz istemeseniz de "geliyom""gidiyom""gelcem""yapcam""etcem"şeklinde sürçebiliyorsa,Gördüğünüz her gökdeleni Hilton'la kıyaslıyorsanız,Park, trafik sorunu ve karakış nedir? Bilmiyorsanız,Kar görmek için Sabuncubeli'ne ya da Spil'e gittiyseniz,Zeybek havası duyduğunuzda içiniz cız edip kalkıp oynayasınız geliyor sa Kumru"nun aslında bir kuş olmadığını çok da lezzetli olduğunu düşünüyorsanız, Hıdrellez denince sokaklarda yakılan ateşler aklınıza geliyorsa, Sıcakkanlıysanız, Paraşüt kulesinden atladıysanız, Fuardaki gölde kuğulara bindiyseniz Her yıl Ağustos sonunda fuara giderek " Birkaç ünlü görsek bari" diyorsanız Hiçbirzaman biryere geç kalma korkusu yaşamadıysanız İnsanlar size bir düşman gibi bakmıyorsa Hayatınızın önemli bir bölümü belediye otobüslerinde geçtiyse Nisan-Ekim ayları arasında hafta sonlarını Güzelbahçe, Seferihisar, Çeşme, İnciraltı, Sahilevleri, Mordoğan, Karaburun, Gümüldür, Kuşadası, Dikili, Foça'da geçiriyorsanız,Çocukken Kemeraltında kaybolduysanız Babanız"Biz çocukken Konak'ta denize girerdik" hikayeleri anlatıyorsa Bir kere bile YKM önünde buluşup sinemaya gittiyseniz Kuşadasına "Ada" diyorsanızMahsun Kırmızıgül ie Alişanı ayırt edemiyorsanız ?Montrö ve Lozan size avrupa şehirlerini hatırlatmıyorsaOtobüste size biletini ya da kentkartını veren kişi karşılığında para almamakta israr ediyorsa Yolda biriyle çarpışınca diğerinin hatası olmasına rağmen reflex olarak gülümseyip özür diliyorsanız "Yengen" denince aklınıza yiyecek bir şeyler geliyorsaOrtaokula giden kızınızın erkek arkadaşı olması sizi rahatsız etmiyorsa Evinize enfazla 100 m. Uzaklıkta bir Tansaş mağazası varsa Başka bir şehire gittiğinizde o şehirde yaşayanlara acıyorsanız Uzakta iken "Ahh şimdi İzmirde olsaydım" diyorsanız SİZ İZMİRLİSİNİZ.bu yazıyı izmir forumdan aldık.yazarını bilmiyoruz.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


